Youtube CEO İstifa Etti Youtube GONZALES Davası (Youtube Önerilme Kapanacak mı ?)
Youtube serin rüzgarlar esiyor. Google başı dertte olabilir. Bu tarz haberler her zaman yapıldı. Dünya devletleri ve hükümetleri her zaman sosyal medyayı kontrol etmek istemiştir. Youtube CEO Susan Wojcicki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Youtube açılan bir çok dava bulunuyor ama bu davalardan bir tanesi çok göze batıyor. Bu konuda ABD nin sosyal medyayı suçlamasını istiyorlar. Youtube’un ceo’su istifa etti. Kendini danışmanlık rolünü atadı. Youtube GONZALES Davası algoritmayı suçluyor.
Bunu yapmasının sebebi ise ailesine daha fazla zaman geçirmek ve yeni projelere odaklanmak istediğini belirtti. Olayları tam anlamanız için gelin sizinle beraber bir tarih turuna çıkalım mı? Neyi neye göre yorumladığını anlamış olun. Şimdi bu ciromuzun neler yaptığına bir bakalım. Unutmayın ki çok zeki bir kadın.
Susan Wojcicki
Google 1998 yılında kuruldu. O sıralarda Susan Wojcicki intel’de çalışıyordu. Intel’de çalışıyor ama kafasını kullandı ve garajını kiraya vermeye karar verdi. Hani bu bizim bildiğimiz Türkiye’de olmayan garajlar var ya onlar? Peki bilin bakalım bu garaj kimin oldu? Google’ın oldu arkadaşlar, daha doğrusu google’nin kurucularının oldu.
Susan Wojcicki bir gün google’ın çalışmadığını, sitenin isteklerine cevap vermediğini gördü. Ne yaptı ? elbette ki bilgisayara yumruk atmadı. Her zaman hayalim olan şeyi yaptı gidip google’ı bastı. Aslında kendi garajını bastı basmasına, şerefini ise google’ın 16 resmi çalışanı oldu. Aradan zaman geçtikten sonra 2003 yılına geliyoruz. 2003 yılında Susan Wojcicki Google adsense kurdu ve ilk müdürü oldu. Reklamcılık için önemli olan Google adwords ve Google analitik servislerini kurdu.
Google Video Başarısız Proje
Bunların arasında bir servis var ki temelde başarısız oldu. Bu da Google video burada amaç herkesin özgürce video paylaşabilmesiydi. O zamanlar tabii ki de Youtube daha küçük bir platformdur. Youtube küçük platform olması ve Youtube’un çok ani hızlı büyümesi sebebiyle Youtube’un kendi maddi geliri sunucuları yetersiz kalmaya başlamış, aynı zamanda Susan Wojcicki bir youtube tüketicisiyledi. Bu durumun fırsata çevirdi ve youtube’u satın aldı. Yani youtube artık google’ın malı olmuş oldu.
2010 dörtte Youtube’un ceo’su oldu. Temelde bir problem vardı. Youtube’un 2 milyara yakın kullanıcısı olmasına rağmen Youtube gerektiği kadar para kazandırmıyor. Bu şirkete hani ben diyorum ya her zaman Youtube bir reklam platformudur ya işte o buradan geliyor. Youtube reklam verenlere uygun hale getirildi. Reklam platformuna dönüştürüldü 100 ülkede 80 dilde hizmet vermeye başladı. Bunun ardından yüksek kazançlar elde etmeye başladı. Şirket ve birçok ödül kazandı.
Bu süre zarfında elbette ki içerik üreticileri düşündü ve 10 adet içeriklerinden para kazanma yöntemi geliştirdi. Ayrıca Youtube’da reklam sevmeyen kitleyi de düşündüm. Youtube içerisinde aylık olarak kullanıcı başına düşen reklam maliyeti hesaplanır ve karlı çıkılacak şekilde abonelik sistemi getirildi. Youtube premium eski adıyla Youtube Red. 2020 yılına geliyoruz ve shorts artık yavaşça hayatımıza girdiğini görmeye başlıyoruz. Bunun yanı sıra platforma, youtube git, youtube, gaming, youtube, müzik gibi hizmetlerde eklenmeye başladı.
Büyük bir başlığın derdi büyük olur derler
Aynen öyle bir şirketin her zaman ki hedefi kar yapmaktır. Bir şirket zarara uğramaya başlarsa o zaman işte ciddileşir ve katılaşır. Bu işlem olana kadar yani şirket zarara uğrayana kadar hiçbir işlem yapılmaz. Önemli olan burada şirketin para kaybetmesidir. Para kaybetmediği sürece Youtube kullanıcıların da devletlerin de birçok politikayı da çok da önemsemez. Şimdi işin sarpa sardığı yere geliyoruz.
Youtube’un nefret söylemi ve şiddet içeren aşırıcılık politikalarını potansiyel olarak ihlal ettiğini düşündüğü videolara yaptırımlarına sıkılaştırdı. Yani daha katı politikalar getirdi. Bir gazetede İngiliz hükümeti ve birkaç büyük sponsorların reklamlarının şiddet içerikli videolarına çıktığı haberleri yapıldı. Bu durum Youtube’un canımı çok sıkmaya başladı. Çünkü Youtube her zaman kâr etmek zorundaydı. Bu haberin yapılmasının ardından çok büyük reklam verenler, Youtube platformlarından ve Google platformlarından reklamlarını geriye doğru çek. Bu platformda reklam vermeyi reddetti. Bu da platformun para kaybetmesine neden oldu.
İntihar Videosu Sorunu
Aynı zamanda aynı dönem içerisinde Youtube’da bir kullanıcı intihar videosu paylaştı. Bu video platformda gerginlik yarattı ve Youtube bu konuda bir açıklama yaptı. 3 ihlal politikasına aykırı bir durum olmadığını söyledi. Aynı zamanda platformun yasak politikalarına da bir engel olmadığını söyleyince ortalık daha da kızıştı. Sonradan fark edildi ki Youtube kurallarını herkese eşit ve adil şekilde uygulamıyor. Yılanın başını küçükken ezeceksin derler ya Türklerde Youtube’da aynen bu politikayı uyguluyordu. Tüm kurallarını küçük kanallarda kesin ve kesin uyguluyordu. Büyük kanallarda ise biraz gevşek bırak aslında büyük kanallar size iyi yönünü gösteriyor. Siz yanlış hatırlanan bakıyorsunuz diye gevşek sallanıyordu. Bu da benim aklıma Steve jobs’un siz telefonu tutmasını bilmiyorsunuz. Açıklanmasından aynı geldi bana yani tamamen sizin bakış açınızı da hata varmış.
Amerika Yasaları
Amerika’da iletişim ahlakı yasasın. 230 uncu maddesine göre internet şirketleri kullanıcılarını ağlarında yayınladıkları materyaller için genellikle sorumluluktan muaftır. Bu yasaya aklınızda tutun. Şimdi bu madde aslında sosyal medya sosyal medya yapan maddedir. Bu şekilde sosyal medya şirket. Kendi üzerlerine bir sorumluluk almadan içerik paylaşma ,aslında içerik üretilmesinde katkıda sağlıyordu. Yani bu bir aracı hizmet. Youtube’da veya herhangi bir platformda yaptığınız için sorumluluklar size ait. Yani kullanıcıya hala da öyle.
Trump başa geldiğinde ise bu maddeyi kaldırmak istedi. Bu maddeyi kaldıklarında ise tüm şirketler devletin nezdine cezalandırılan bilecek. Yani yaptıklarından kullanıcının paylaştıklarında sorumlu tutulabilecek. Bu sayede şirkete Trump veya herhangi bir kişi baştaki bir kişi sopa gösterdiğinde şirket el mahkum onun dediğini yapmak zorunda kalacaklar. Elbette bu sadece ABD nin sorunu değildir. Türkiye’de BTK ya benzeyen yurt dışındaki FCC ye başvuruda yaptı ve madde 200 otuzun kaldırılmasını istedi. Ancak bu taraftan olumlu bir sonuç alamayınca Türkiye burada bant genişliğini daraltma politikasını uyguladı. Hâlâ da uygulanmaya devam ediyoruz. Yani biz farklı bir sopa gösteriyor.
Soruşturmaları açılınca tabii CEO’lar sorgulandı. Bu maddeler tartışılırken 2016 yılında Reina kafede bir katliam gerçekleşti. Bu katliam sırasında 39 kişi hayatını kaybetti. Katliamın sonucunda işid terör örgütü bu katliamı üstlendi. Amerika kanunlarına göre bölüm 2333 maddesinde “bir uluslararası terör eylemi nedeniyle yararlanan” maddesine dayanarak 2 adet dava açıldı. İstanbul’da yaşanarak Reina Kafe saldırısında ölen Ürdün vatandaşı ailesi Twitter’a 30 Haziran 2021 de dava açtı. Buna benzer bir dava da 23 yaşında ABD vatandaşı olan naomi gonzales, 2015 Fransa işid saldırısında öldürüldü. Gonzalez de bunun üzerine davaya katıldı.
Gerçekte İstenen Ne ?
Davalar ise uzun uzun açıklayabilirim ancak neticesinde olay şundan ibaret. Sosyal medya şirketlerinin Facebook, Twitter, Youtube gibi büyük şirketlerin işide adam toplanmak ve terörizmi desteklemeden yargılanmalarını istediler. Bu ilk dava değildi. Sosyal medyanın terörizmi desteklemesi konusunda daha öncesine düzinelerce dava açılmış ancak delil yetersizliğinden bunlar kapatıldı. Bunlara göre ise suçlunun algoritma olduğu söyleniyor. Yani algoritma bu konuda suçlu. Davanın kabul edilmesinin sebebi de algoritmanın suçlanması olduğu söyleniyor.
Algoritmanın temel amacı insanları platformda tutmaktır. Arkadaşlar yani siz içerik üreticiler de amacınız olur insanlara videoda en uzun süre tutmanızı zaten ne kadar uzun süre tutarsanız geliniz o kadar çok artar. Onlara göre algoritmanın şeffaf olması gerek insanlara platformla tutmak için tasarlandığından insanların ufkunun daraldığını ve yanlış yönlere yönlendirdiği savunuluyor.
Algoritma Mı ?
Algoritma tek başına bir içerik bilgisi üretemez arkadaşlar. Bunun için bir kullanıcı girdisi ve çıktısı olmak zorundadır. Kullandığın tepkisine göre algoritma şekillenir. Eğer siz bir vlog kanalı izliyorsanız size vilog kanalı önerir. Algoritma eğer siz savaş videolar izliyorsanız size savaşa yönelik videolar önerir. Buradaki girdiler ve çıktılar kullanıcı bazlı değerlendirilir. Her kullanıcı için farklı algoritmalar çalışır.
Burada Gonzalez ailesi 2 davadan reddedilmiş olsa da üst mahkeme işi taşıyarak madde 230 dayandırarak davaya dahil edildi. Burada istenen şey ise algoritmanın suçlu bulunması ve madde 200 otuzun kaldırılması. Bu şekilde şirketler olaylardan sorumlu tutulacak. Sosyal medya şirketleri işid’in iletişim kurma açısından sosyal medyayı kullandığını kabul ediyorlar ancak videoları yaymak. İşid’i desteklemek veya terörü desteklemeyi reddediyorlar. Özellikle Youtube bu konuda baskı altında çünkü işid videolarının paylaşıldığı ve işid’e adamın bu sayede toplandığı söyleniyor. Ancak elbette ki tam olarak kesin bir kanıt hala yok ortalık.
Burada algoritmanın suçlanmasını istiyorlar. Daha önce de dediğim gibi algoritma üzerinde sürekli değişiklikler yapılıyor ve kurallar git gide katılaşır.
Peki sonuçların ne oluyor?
Bu konudaki kişisel yorumum ve ön görülerim videodan ulaşabilirsiniz.
Susan Wojcicki Wikipedia = http://bit.ly/3Z6Ajjn
Reina Saldırısı = http://bit.ly/3YNJ8Pd
Madde 230 = http://bit.ly/3k30jNP
Gonzalez – Google Amicus Dosyası İngilizce = http://bit.ly/3IcyY3x
Gonzalez – Google Amicus Dosyası Türkçe = http://bit.ly/3ICnzvw
Bu tarz içerikler için tıkla
Playlist için tıkla
Peki Youtube kanalımıza abone oldunuz mu? http://bit.ly/2iNTD37